Abdurrahman Yıldırım
03 Temmuz 2018 Salı, 18:18:12
Abdurrahman Yıldırım
Kur şokundan sebze şokuna

Enflasyon budur işte
Bir ayda kuru soğan yüzde 82.53 arttı.
Patatesteki artış yüzde 63.34'e ulaştı.
Havuç yüzde 57.72 zamlandı.
Sivri biber geri kalmadı ve o da yüzde 57.28 artış kaydetti.
Gıda maddelerinin arasına yurtiçi tur fiyatları yüzde 50.23 artışla girdi.
Domates sezonundayız ama onun da fiyatı yüzde 23.59 yükseldi.
-Yurtdışı turların fiyat artışı yüzde 15 düzeyinde gerçekleşti. Bunca kur artışına karşılık artış yüzde 15 ile sınırlı iken, yurtiçi turların artışı yüzde 50'yi buluyor. Oteller geçmiş üç yılın zararını yerlilerden çıkarmaya niyetli gibi.
-Yukarıda sıralanan fiyat artışlarına paralel haziranda taze meyve ve sebze fiyatlarındaki artış yüzde 17.5 gibi çok yüksek bir orana çıktı. Bu grubun fiyatı tam anlamıyla patlama gösterdi. Haziran'ın etkisiyle taze meyve ve sebze fiyatları altı ayda yüzde 22.79'u, son bir yılda yüzde 33.37'yi buldu.
-Bu hafta başında altı aylık ve son bir yıllık finansal varlıkların performansını yayınladık. Son bir yılda en yüksek artış yüzde 33.1 ile euroda, yüzde 30.3 ile dolardaydı.
Bizim meyve sebzemiz de eurodan ve dolardan geri kalmadı. Tam olarak onlarla başabaş bir mücadele çıkardı.
-Meyve ve sebze ile gıdanın, daha geniş anlamda tarımın dolarla ilişkisi ise bire bir. Çünkü tarım üretiminin yaklaşık yüzde 60'ı ithalatla yapılıyor. En büyük girdi gübre, hammaddesi ithal. İkinci büyük girdi kalemi akaryakıt, zaten ithal ve fiyatı da yükseliyor. Tarımsal ilaç, katkı maddeleri, tohumlar ile makine ve ekipmanın bir bölümü de yine dolarla. Dolar da böylesine zıplama gösterince kendini öncelikle tarım üretiminde gösteriyor.
-Bütün bu nedenlerle gıda grubu fiyatları haziranda yüzde 5.98 gibi yüksek oranlı bir artış gösterdi ve toplam enflasyonun yarısı buradan geldi. TÜFE aylık yüzde 2.61 artışla Haziran 2001'den sonra en yüksek haziran rakamına ulaştı. Malüm o zaman da devalüasyon vardı.
-Altı aylık enflasyon yüzde 9.17'yle yıllık hedefin de, gerçekleşme tahmininin de üzerine çıktı. Yıllık enflasyon yüzde 15.39 ile Şubat 2004'ten bu yana rekor düzeye yükseldi.
-Üretici fiyatları ise çok daha hızlı ve yüksek. Hatta tüketici fiyatlarının yüzde 50 üzerinde seyrediyor. Haziran ayı üretici fiyat artışı yüzde 3.03 ile 1997 sonrası 21 yılın en yükseğine çıktı. Yıllık üretici fiyatı da yüzde 23.71'e ulaştı. Bu rakam da Temmuz 2003 sonrasının en yükseği.
-Enflasyonda haziran ayı ile böylesine tarihi düzeylere ulaşılmasında temel etken ise yaşanan devalüasyondur. Son olarak 23 Mayıs'ta dolar kuru 4.92 ile rekor düzeyine çıkmıştı.
-Yüksek enflasyona ikinci neden de yılın ilk çeyreğinde hanehalkı tüketiminin yüzde 11'e ulaşmasıdır. Bir yandan maliyet bir yandan talep artışı ile 15 yıl sonra yüzde 15'i gördük.

Tarıma teşvik GSMH'nın
%1'inin üzerine çıkarılmalı

Haziran ayı enflasyonunu beklentilerin üzerinde artıran taze meyve ve sebze fiyatlarındaki fahiş artışlar oldu. Böylesi bir artış karşısında elbette her türlü radikal ve uzun vadeli önlem alınır.
-Bir kere taşıma şekli değişmeli. Kara yoluyla taşıma en pahalı taşıma şekli. Geçmişte İstanbul'un hali deniz kenarındaydı. Meyve ve sebze deniz yoluyla gelirdi hale. Ve buradan da kayıklarla İstanbul içine dağılırdı. Hatay, Adana, Mersin, Antalya üretiyor, Marmara ve İstanbul yiyor. Deniz yolu mutlaka yürürlüğe girmeli.
-Soğuk hava deposu ve soğuk zincirle taşıma konusuna uyandık. Bir an önce sonuç almalıyız.
-Meyve veya sebzeyi dokunarak, seçerek almayı seviyoruz ama bu en pahalı yöntem. Ürünün içeriği ve geçmiş zinciri hakkında bilgi de yok. Zincirin halkaları fazla ve kar marjları da yüksek. Bu konuda bilgiyi sağlayacak olan paketlenmiş ürüne geçmenin yolları aranmalı ve ısrarla da sürdürülmeli. Ürün hakkında paket üzerinde her türlü bilgi yer alacağı gibi, ürünün korunmasına da katkı yapabilir.
-Tarım politikaları makro düzeyde ele alınmalı ve verilen teşvikler mutlaka artırılarak GSMH'nın yüzde 1'inin üzerine çıkarılmalı. Halen bu rakam yüzde 0.6 düzeyinde seyrediyor ve çok düşük. Geçmişten gelen bir oran aynen korunuyor ama kırsaldaki bütün nüfus şehre indi. Üretici olmaktan çıktığı gibi, tüketici tarafına geçti. Nüfus arttı, kişi başına gelir yükseldi ve buna paralel tüketimi de arttı. 40 milyona yakın turist de buna eklendi.
-Talep tarafından her şey artarken, arz tarafında hala milli gelirin yüzde yarımı kadar teşvikle durumu idare etmeye çalışıyoruz. Üstelik su kıt, sulama az, ot kıt, topraklar da verimsiz. Verimli olanı da yanlış kullanmada üzerimize yok. Biraz daha zaman kaybedersek tarımı reformla da kurtaramayacağız.

Paylaş
KÜNYE

Copyright © 2017 - Tüm hakları saklıdır. Habertürk Gazetecilik A.Ş.